Adıyaman Ak Parti

Adıyaman Ak Parti

Adıyaman Nerede, Tarihi Yerleri

Ülkemizin gezilip görülecek yerleri arasında dünyaca tanınan Nemrut Dağı’nın yanında kurulu Adıyaman kesinlikle ilk ona girecektir.

Adıyaman haber detaylarının yer aldığı sayfamızda, Adıyaman haberleriAdıyaman etkinlikleriAdıyaman fotoğrafları Yer almaktadır. Adıyaman plakası 02 olup, Nemrut dağıKarakuş tepesiCendere köprüsü gibi tarihi yerleri ile meşhurdur. Atatürk barajının bir kolu sınırları içindedir. Adıyaman En büyük ilçesi Kahtadır. Kahtalı mıçı ile ünlüdür. GergerSamsatTutBesnitut festivali ve kahta’da on yılı aşkındır düzenlenen Komagene festivali vardır. Pirin magaralari, Cendere koprusu ve Adıyaman ilin etrafini cevreleyen kale ve surlar gezilmesi gereken yerlerdir.
ayrica Nemrut dagindaki m.o. 1. yy’da Kommogene kralina ait olan mezar, turistlerin yogun ilgisiyle karşılaşır.

Adıyaman 02 hakkında bilgi

Adıyaman hakkında bilgi veren tanıtım broşürleri Kommagene Krallığı ile başlar. Kral I. Antiochos’un tanrılar dahil gücünü herkese göstermek için Nemrut Dağı’nda yaptırdığı dev taş heykeller UNESCO’nun Dünya Mirası listesindedir. Güneşin doğuşunu veya batışını seyretmek için bile binlerce turist her yıl bu dağın yamaçlarına gelir. Adıyaman tarihi Kommagene Krallığı (başkent Samosota –bugünkü Samsat) ile başlayıp asırlar süren olaylarla birlikte Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürüne bağlanır. Fırat havzası içinde kurulu olan şehir her zaman için bereket dolu bir yer olmuştur. Bugün için de GAP sınırları içinde yaşayan, özel bir yerdir. Adıyaman harita üzerinde güneyin, doğunun ve Akdeniz’in birleştiği bölgedir.

Şehre karayolu, demiryolu ve Adıyaman Havaalanını kullanarak havayolu ile ulaşabilirsiniz. Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne (DHMİ)  bağlı olan meydan sadece iç hatlara açıktır. Haftada toplamda yirmiye yakın sefer yapılmaktadır. Adıyaman Belediyesitarafından çalıştırılan toplu taşım araçları sizi 22 kilometre uzaklıkta olan havaalanından şehir merkezine rahatlıkla getirebilir.

Adıyaman Ak Parti

Mutlaka Görün

 

Planlanacak bir Adıyaman turu içinde 1900 yıllık Cendere Köprüsü, 1500’lü yıllardan kalma Besni Ulu Cami, Selçuklu dönemi tümülüsleri ve antik çağlardan kalan Arsemia Kenti, Haydaran Kaya Mezarları ile Turuş Mezarları mutlaka yer alsın. Karadut Köyü yakınlarındaki Nemrut Dağı Doğal Parkı’na ise ayrı bir gün ayırın ve manzara ile tarihin tadını çıkarın. Adıyaman turistik yerler listesi içinde Adıyaman Müzesini de görebilir, alışveriş için Oturakçı Pazarı’nı dolaşabilirsiniz. Yöreye özgü el sanatlarından örnekler bu çarşıdadır. Kendine özgü desenleriyle Pişinik ve Alikan Halıları Oturakçı Pazarında görülebilir.

 

Gerger ilçesinde olan ve tek parçalık bir ana kaya üzerine oyulduğu için insanı hayretlere düşüren Gerger Kalesi de gezilip görülecek yerler içindedir. Adıyaman haber içerikleri içinde, yukarıda da bahsettiğimiz gibi mutlaka Fırat Nehri ve Atatürk Barajı’ndan da söz edildiğini okuyacaksınız. Ve meraklıları şehrin tarihini okurken M.Ö. 40 bin gibi bir rakam görecekler. Yanlışlık yoktur, Fırat Nehri asırlardır bu yöreye hayat sağlıyor. Adıyaman bilinen en eski yaşam alanlarından biridir, Palanlı Mağarası – Palanlıkayaaltı Sığınağı bu tarihi gösteren izlerle doludur.

Adıyaman’a ne zaman gidilir, Adıyaman nerede, hangi iklim özelliklerine sahiptir diye merak edenler için şehre en çok Mayıs ve Eylül aylarında ziyaretçi geldiğini de ekleyelim.

Adıyaman ile ilgili aramalar arasında Çelikhan ilçesi sınırları içinde kalan “Yüzen Adalar” da çok ilginizi çekecek. Çelikhan Çet Barajı Petelik mevkiinde görülen ve oluşumlarını üç bin yılda tamamlayan yüzen adalar aslında çok ilginç doğal oluşumlardır. Barajda su seviyesi düştüğü zaman sayıları seksene kadar çıkan bu adalar sazların ve bitkilerin oluşturduğu toprak kütleleri ve baraj gölü üzerinde serbestçe dolaşıyorlar. Fotoğraf ve doğa meraklıları için muhteşem görüntüler ortaya çıkıyor.

Adıyaman Lezzetleri ve Sosyal Hayat

Şehrin sosyal dokusu 2006 yılında kurulan Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ) ile daha da gelişme yolundadır. 2017 yılı içinde Adıyaman nüfusu olarak verilen 301 bin rakamı şüphesiz üniversitenin kurulmasıyla daha da artmıştır.

Adıyaman 02 hakkında bilgi

Ve bu şehirden bahsederken yerel lezzetlerden söz edilmeden olmaz. Çiğ köfte, içli köfte, kavurmalı hitap, yarpuzlu köfte, Buhara pilavı, Meyir çorbası, Topak helvası, Besni Tavası, Tevenk Sarması, Pirpirim Salatası veya cacığı ile her yerde tanınmaya başlayan Şillik (şıllık) tatlısı Adıyaman’ın en ünlü yerel yemekleri arasındadır. İklimlerin buluşma yeri olan Adıyaman lezzetlerin de bir araya geldiği şehirdir.

Adıyaman Has olan etsiz çiğ köfte tüm dünyada severek tüketiliyor.

Adıyaman Tütünü, Çelikhan Tütünü, 

Tütün ve tütün mamulleri elbette insan sağlığına zararlı ve hiç kullanılmaması gereken ürünlerdir ancak gerçekler gösteriyor ki genç yaşta sigaraya başlama oranında artış ve buna bağlı sağlık sorunlarının artışı gibi nedenler hiç bir zaman tiryakileri tütün ve tütün mamullerinden vazgeçiremedi. Hal böyle iken biz Adıyaman tütünü üreticileri olarak tiryakilere maddi olarak daha uygun ve sağlığa minimum zarar veren tütünler üretmek için işe koyulmuş bulunmaktayız.

Adıyaman ilimizde işin ehli olan yıllardır bu mesleği yapan tütün çiftçilerini bir araya getirerek hem tarım üretimine katkı sağlamak hem de yerli ürün tüketimini arttırmak için harekete geçmiş bulunuyoruz.

Adıyaman özgü Adıyaman tütünü ve Çelikhan tütünü; ilimizin yüksek kesimlerinde dağlık bölgelerin serin köylerinde üretilip makina değmeden insan eliyle doğal ve katkısız bir üretim gerçekleştirilmektedir, bu tütünler piyasaya çiftçi eliyle sunulduğu için en uygun fiyat garantisi vermektedir bizler Adıyaman Tütün Üreticileri olarak tüketicimize en uygun ve en doğal tütünü sunmanın sevincini yaşıyoruz. Sizleri çiftçinin gücüne güç katıp ülke ekonomisini canlandırmaya davet ediyoruz. Çiftçiden alın ülkemiz kazansın. Detaylı bilgi için tıklayınız.

Adıyaman 02 hakkında bilgi

ADIYAMAN
Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin batısında yer alan, tarih sahnesindeki yeri ilk insanlara dek uzanan, pek çok değişik kültüre merkezlik etmiş olan bir kültür ve turizm kentidir. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman  toprakları üzerinde, insanlık tarihinin bütün evrelerine dair bulgular elde edilmiştir. Adıyaman, dünyanın 8. harikası olarak anılan Nemrut Dağı eserleri, Kommagene uygarlığının kalıntıları, dünyanın 4. büyük barajı olan Atatürk Barajı,Çamgazi barajı, kış kampı organizasyonu, dünya birinciliğine sahip halk oyunları ile öne çıkan bir kenttir.

Adıyaman ilinin ilçeleri; Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincık ve Tut’ dur.

Besni
Adıyaman’ın batı kesiminde yer alan Besni en eski yerleşim yerlerinden biridir. Önemli tarihi kalıntıları arasında Besni ilçesine 15 km. uzaklıktaki Sofraz Tümülüsü, 33 km uzaklıktaki Sesönk (Dikilitaş) sayılabilir. Besni İlçesinin 6 km. kuzeydoğusunda yeralan Besni İçmesinin suyu böbrek taşlarına, kronik kabızlık, bağırsak ve mide iltihaplarında faydalıdır.

Çelikhan
Adıyaman’ın kuzeyinde yeralan ilçenin Korucak köyünde bulunan içme suyu birçok hastalığa deva olup, şifalı bir su olarak her yıl birçok kişi gelmektedir.

Gerger
Adıyaman’ın 100 km kuzeydoğusunda yeralan Gerger ilçesi, İ.Ö. II. yüzyılda Kommageneliler’in atası olan Arsames tarafından kurulan Gerger Kalesi ile anılmaktadır.

Kahta
İlin 34 km. doğusunda yer alan doğu ve güneydoğu sınırları boyunca Fırat nehri uzanır. İlin en büyük ilçesi olan Kahta, Nemrut Dağı Tümülüsü ve Tanrı heykelleri ile yaratıcısı Kommagene Uygarlığı eserlerinin büyük bölümünü ilçe sınırlarında  barındırır. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen Nemrut Dağı’na gelenlerin durak ve konaklama noktasıdır.

Samsat
Üç tarafı Atatürk Barajı gölü sularıyla çevrili bir yarım ada şeklindeki Samsat Adıyaman’a 47 km uzaklıktadır. Yapılan arkeoloji araştırma ve kazılarda eski Samsat ve civarında tarihi saraylar, Su kemerleri, Kaleler ve kıymetli eşyalar bulunmuştur.

Adıyaman İlinin İlçelerini haritadaki konumlarını görerek incelemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.

Adıyaman 02 hakkında bilgi,

Adıyaman Merkezdeki Camiler Ve Kilise

Ulu Camii

Adıyaman’ın şehir merkezinde bulunmaktadır. Dulkadiroğulları Beyliği zamanında yapılan camii daha sonraları birçok kez onarım görmüştür. Caminin bu günkü şekliyle 1863 tarihinde yaptırıldığını bildiren bir kitabe, minare kaidesinin doğuya bakan üst yüzeyinde bulunmaktadır. Aynı yerde altta kemer içinde bulunan bir başka kitabede caminin 1902 yılında tamir gördüğü anlaşılmaktadır.

Çarşı Camii

İl merkezinde bulunmaktadır. Vakfiyesinde belirtildiğine göre Hacı Abdulgani tarafından 1550 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin payandalarla desteklenen duvarları kesme taştan yapılmıştır.

Eskisaray Camii

İlimiz merkez Eskisaray mahallesinde bulunan Eski Saray Camii Hicri 1148’de İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami bir çok defa onarım görmüştür. Son onarımda camii kuzeye doğru genişletilmiştir.

Kab Camii

Mahalleye kendi adını veren Kab Camii kitabesine göre Hicri 1182 (1768) yılında yapıldıktan sonra Hicri 1342 (1923) Hacı Mehmet Ali tarafından yeniden yaptırılmıştır. 2010 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından aslına uygun tadilat yapılmıştır.

Yenipınar Camii

Adıyaman Merkez Yenipınar mahallesinde bulunmaktadır. Minare kaidesinde yer alan kitabeye göre Hicri 1133 (1720) senesinde Hacı Mahmut adında birisi tarafından yaptırılmıştır.

St. Petrus ve St Pavlus Kilisesi

Adıyaman Merkez Mara Mahallesindedir. 1905 tarihli kitabesinde Kilisenin onarıldığı ve ancak bu kilisenin daha önce var olduğu bilinmektedir. St.Pavlus ismiyle anılan bir Süryani Kilisesi olup tescilli bir yapıdır. Süryani cemaati tarafından ibadet için kullanılmaktadır. 2010 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından aslına uygun lilise ve müştemilatı restorasyon yapılmıştır.

Besni İlçesindeki Camiler Ve Külliye

Ulu Cami

Camii üzerindeki kitabeye göre 17.yy’da yaptırılmış olan Ulu Camii, buradaki diğer camilerde olduğu gibi muntazam bir plana sahip değildir.

Külhanönü Camii

Cami 2009 yılında yapılan kazılar sonucu caminin eski planları (Beş plan evresi) geçirdiği oraya çıkarılmıştır. Ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair herhangi bir kitabe bulunamamıştır. Fakat camide kullanılmış olan yapı malzemesi ve mimarisi  itibariyle, klasik Osmanlı yapılarını andırmaktadır.

Toktamış Camii

Bugünkü Besni ilçenin güneyinde olup, tamamen terkedilmiş bir harabe durumundadır Caminin kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Fakat 17.yy sonlarına doğru yapıldığı sanılmaktadır.

Çarşı Camii

Eski Besni’nin en merkezi yerinde yer alan Çarşı camii adı ile anılır. Bazı kimselere göre camii, Hacı Arslan isminde birisi tarafından yaptırılmıştır. Fakat üzerindeki kitabede Kalaunoğlu Mehmet Nasır ismi geçmektedir. Bunun Mısır Kölemen sultanlarından Kalaun ile ne derece ilişkili olduğu bilinmemektedir. Mahalli geleneğe uygun olarak yapılmış olan camiinin muntazam bir planı bulunmaktadır.

Bekir Bey Külliyesi

Bugün yalnızca izleri kalan bu külliye tarihi kesin olarak bilinmeyen bir zamanda, Bekir Bey adında bir Memluk Sultanı buraya cami, medrese, ve hamamdan oluşan bir KÜLLİYE yaptırır. Bunları yaşatmak için bir de vakıf kurar. Bugün bu KÜLLİYE’ içinde bulunan Ulu Camii ve Bekir Bey hamamında restorasyona yönelik kazı çalışması yapılmıştır.Küllüyeden günümüze  Ulu Camiine ait  minare ve bir de hamam kalmıştır.

Adıyaman Ak Parti hakkında bilgi

Kuzey kesimi, Torosların uzantısı olan Malatya Dağları ile kaplıdır. Güneye inildikçe yükselti azalır ve tamamıyla ova nitelikli araziler başlar. Çelikhan, Tut ve Gerger ilçelerinin tamamına yakını dağlık bölge özelliğini taşır.

Merkez, Besni ve Kahta ilçelerinin kuzey kesimleri dağlık, güney kesimleri ova şeklindedir. Samsat ilçesi ise ilin en düz arazilerine sahiptir. İlin belli başlı dağlan ve yükseklikleri aşağıya çıkarılmıştır.

Adıyaman Dağları Yükseklik
Adıyaman Akdağ 2551 m.
Adıyaman Dibek Dağı 2549 m.
Adıyaman Ulubaba Dağı 2533 m.
Adıyaman Gördük Dağı 2206 m.
Adıyaman Nemrut Dağı 2150 m.
Adıyaman Borik Dağı 2110 m
Adıyaman Bozdağ 1200 m.
Adıyaman Karadağ 1115 m.

Adıyaman 02 hakkında bilgi, Adıyaman’ın Yöresel Yemekleri
Sizin için derlediğimiz en lezzetli yöresel tatların ilk sırasında;

1- Adıyaman Çiğ Köfte

Şehrin ustalarının ellerinden çıkan bu yöresel tat Adıyaman sınırlarını aşarak eşsiz lezzetiyle tüm dünyaya yayılmış durumda. Lezzetini bol yeşillik ve limonla tamamlayan çiğ köftenin yanında ayran ya da şalgam içerek lezzetini ikiye katlayabilirsiniz.

2- Adıyaman Besni Tavası

Kuzu eti, patlıcan, domates, biber, soğan ve sarımsak birleşiminden oluşan bu yöresel tat, sebzeler eşliğinde büyük tava ya da tepsilerde sunulan Adıyaman’ın en lezzetli ve doyurucu tatlarından.

3- Adıyaman Buhara Pilavı

Nohut ve kuzu kavurmayla kaplanan pilavın içine bol baharat da katılarak yapılan buhara pilavı, bir de yanında bol köpüklü bir ayranla eşsiz bir lezzet sunuyor.

4- Adıyaman İçli Köfte

İçli köfte her yörede yapılsa da Adıyaman’da yapılan gibi olmuyor. Kıyma, soğan, maydanoz karışımına bulgur ve irmik de katılarak hazırlanan içli köfte, şehre gittiğinizde mutlaka denemeniz gereken tatlardan.

5- Adıyaman Topak Helvası

Un, susam, pekmez, tereyağı ile yapılan ve adını şeklinden alan topak helvasının içine ceviz de koyabilirsiniz. Topak helvası yörenin en lezzetli ve sevilen tatları arasında.

6- Adıyaman Meyir Çorbası

Ana malzemesi yoğurt olan çorbaya nohut, yarma, patlıcan ve soğan gibi tatlar da katılınca eşsiz bir lezzete dönüşen meyir çorbası, Adıyaman’ın en doyurucu yöresel lezzetlerinden.

7- Adıyaman Kavurmalı Hıtap
Bol kavurma ve baharatla hazırlanan iç harcın hamurla buluşmasıyla meydana gelen kavurmalı hıtap, hem lezzetiyle hem de zahmetsiz yapılışıyla sofralarınızın vazgeçilmezlerinden olmaya aday.

8- Adıyaman Yarpuzlu Köfte

Kuşbaşı kuzu eti, dana kıyma, nohut, bulgur ve yabani bir nane olan yarpuz kullanılarak hazırlanan köfte, özellikle kalabalık sofraların vazgeçilmez yemeği.

9- Adıyaman Tevenk Sarması

Bulgurlu bir iç harcı kullanılarak hazırlanan tevenk sarması, minik minik sarılıp, pişirildikten sonra üzerine yoğurt ve sos eklenerek servis ediliyor.

10- Adıyaman Pirpirim Salatası

Adıyaman’da pirpirim denen semizotunun şehirde sadece salatası değil, yemeği ve cacığı da yapılıyor. Adıyaman’ın olağanüstü lezzetli etli yemeklerinin yanında mideyi rahatlatan bol limonlu pirpirim salatasının cacığı da şehrin en meşhur tatlarından.

11- Adıyaman Burma Tatlısı
Bol antep fıstığı ya da cevizle yiyenleri adeta cezbeden burma tatlısı, şehrin en meşhur ve mutlaka denemeniz gereken tatlarından.

11- Adıyaman Şillik Tatlısı

Un ve sütle yapılan şillik tatlısı, krep gibi pişirildikten sonra hamuruna pekmez ve tereyağ ile hazırlanan şerbetin, fıstık ve cevizin eklenmesiyle de bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Siz de bu nefis tadı mutlaka denemelisiniz.

12- Adıyaman Köftesi
Adıyaman Köftesi

Her yörenin köftesi olur da Adıyaman’ın olmaz mı? Bu köfte damakları şenlendirecek türden. Közlenmiş patlıcanın kabukları soyulur, etrafı dana ve kuzu etinin karışımından oluşan bir kıyma sarılır ve fırını verilir. Sonra da midede ki yerini alır.

13- Adıyaman Tene Helvası
Tene Helvası

Tene helvası tabaklar dolusu tüketilen bir tatlı. Nişasta, pekmez ve tereyağı üçlüsünün birleşiminden oluşan tatlının üstü bol cevizle süslenerek servis ediliyor.

14- Adıyaman Dövmeç
Dövmeç

Patlıcan, domates ve biber sebzelerinin püre haline getirildikten sonra sarımsak eklenerek yapılıyor. Kızarıncaya kadar fırında pişirilir. Farklı ve denemesi hoş olacak bir lezzet.

Adıyamanlı veya Adıyaman kültürüne hakim okuyucularımızı aşağıda bulunan yorumlar kısmına bekliyoruz 🙂

Kâhta

Kâhta, medeniyetlerin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakınlığı nedeniyle tarih süreci içerisinde sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim merkezidir. M.Ö.VII. yüzyılda Asur, VI.yüzyılda Pers, IV.yüzyılda Makedon ve Seleukos egemenliğinin hüküm sürdüğü görülmektedir. M.Ö. I.yüzyılda bölgede hüküm süren Arsames, günümüze önemli tarihi eserler bırakmıştır. Kommagenelilerin atası olan Arsames, bugünkü Fırat Arsameia’sı olarak bilinen Gerger Kalesi ile Nymhois Arkameia’sının kurucusudur. M.Ö.109’da bağımsızlığına kavuşan, doğu ve batının kültür, sanat ve inançlarının sentezi olan Kommagene Medeniyeti M.S. 72’de Anadolu’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılarak Suriye Eyaletine bağlanan son krallık olmuştur.
Kahta, Arap, Ermeni, Artuklular, Haçlı Seferlerini müteakiben Selçuklular, Babiller, Moğollar, Memlükler ve Dulkadiroğuları hakimiyetinde kaldıktan sonra 1516 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine girerek önce Dulkadirli Emaretine, Kanuni zamanında ise sancak merkezi haline getirilen Samsat’a bağlanarak Zülkadiriye Eyaletine (Maraş) bağlanır.
Kahta 1531 yılında Malatya’ya, 1349 yılında ise Hısn-ı Mansur’a (Adıyaman) bağlanır. 1859 yılında Malatya sancak olunca Kâhta’da diğer kazalar gibi yeniden Malatya’ya bağlanır. Bu durum Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder.Kahta Cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçe olarak yapılandırılır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yer değiştirerek eski Kâhta’nın 26 k.m. güneyindeki şimdiki yerine taşınır. İlçemiz 1954 yılında Adıyaman’ın il olması ile birlikte Adıyaman’a bağlanmıştır.İlçe Merkezinin yerleşim yeri ova üzerindedir. İlçenin kuzey bölgesi dağlık olup, bu bölgede köyler tarım arazisi dışına, yamaçlara kurulmuştur. Güney bölümündeki köyler ise ova içerisindedir.
Kahta; 38-17 doğu boylamı ile 37-45 kuzey enlemi üzerinde yer alır. Denizden yüksekliği 750 metredir. Kuzeyde yüksekliği 2000 metreye ulaşan sıra dağlarla çevrili ilçe 1490 km2’lik yüz ölçüme sahiptir. Adıyaman ilinin 33 km. doğusunda yer alır. İlçe yüzölçümünün -Kahta merkez dahil- yaklaşık üçte ikisi 1. derecede, kalan yaklaşık üçte biri ise 2. derecede deprem bölgesi içindedir.
Kahta ilçesi, doğuda Gerger ilçesi, güney ve güneydoğuda Şanlıurfa ili, güneybatıda Samsat ilçesi, batıda Adıyaman, kuzeyde Sincik ilçesi ve Malatya ili ile çevrilidir. Şu anda ilçenin doğu ve güneydoğu kesimindeki sınırını Atatürk Baraj Gölü meydana getirmektedir.İlçenin kuzey kesimi dağlık alanlardan meydana gelirken, güney kesimi düzlük alanlardan meydana gelmektedir. Kuzeydeki en yüksek nokta Nemrut Dağıdır (2.206m.), dağlık alanlardan güneye doğru gidildikçe önce plato alanlarına sonra geniş ovalara geçilir. Kahta Antitoros Dağlarının güney eteklerinde başlayıp güneye doğru alçalan ve Harran ovasına doğru uzanan bir arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezi düz bir alanda kurulmuştur.

adıyaman haritası

Dağlar :
Nemrut Dağı
Akarsular : İlçenin en önemli akarsuları Kahta Çayı ve Kalburcu Çayıdır.
* Kahta Çayı
* Kalburcu Çay
Göl ve Göletler: 
Kahta’da tabi göl yoktur.
100. Yıl Göleti * Dut Göleti

İlçe Adının Kaynağı

Kahta adının nereden geldiği yolunda kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte, Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınında Kahta isimli bir kentin varlığı göz önüne alınırsa Kahta isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. “Kahta” isminin Persçede “Dağın Eteği” anlamına geldiği ve Komagenelilerden önce bölgede hakim olan Persler tarafından kullanıldığı , bu adın da eski yerleşim yerinin konumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Eski ilçe merkezi Eski Kahta’dır ve Nemrut Dağının eteklerinde yer almaktadır.

İlçenin Tarihi ve Turstik Yerleri : 
Kahta İlçesi sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal zenginlikler nedeniyle önemli bir turizm merkezi konumundadır. Özellikle Kommagene Medeniyetinden kalan tarihi miras, kültür turizmi için dünyanın en önemli kaynaklarından birini teşkil etmektedir. İlçenin önemli tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini arkeolojik kültür varlıkları ve ören yerleri oluşturmaktadır. 2206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı tepesinde bulunan Kral Antiochos’un anıt mezarını ziyarete gelenler, güneşin gizemli doğuşunu ve batışını seyretmektedirler.

Adıyaman 02 hakkında bilgi

* Nemrut Dağı (Antiochos’un Anıt Mezarı – Dev Heykeller),
Arsemia (Eski Kale),
Eski Kahta Kalesi (Yeni Kale),
Cendere Köprüsü (Roma Köprüsü),
* Karakuş Tümülüsü (Kadınlar Anıt Mezarı)
* Şeytan Köprüsü,
Kıran Köprüsü (Değirmenbaşı Köprüsü),
Han Yeri (Burmapınar),
* Yassıkaya ören yeri
İlçenin tarihi yerlerinin başlıcalarıdır.

İklim ve Bitki Örtüsü :
İlçemizin doğal bitki örtüsü step görünümündedir. Engebeli bir arazi yapısına sahip olup, dağlık kesimde fazla sık olmayan meşe ağaçları, akarsu boylarında ise söğüt ve kavak ağaçları mevcuttur.
İlçemiz sınırları içerisinde bulunan Atatürk Baraj Gölü nedeniyle, iklim yapısı önemli ölçüde değişikliğe uğrayarak, karasal olan iklim, Akdeniz İklimi ile benzerlik göstermeye başlamıştır.
İlçemizde son 10 yılın meteorolojik verilerine göre en düşük sıcaklık – 9.4 0C (1997 yılı Şubat ay’ı) en yüksek sıcaklık 44.4 0C (2000 yılı Temmuz ay’ı) dir.

İlçemize son 10 yılda yıllık olarak en yüksek yağış miktarı m2’ye toplam 1038.5 kg. ile 1996 yılında, aylık en yüksek yağış miktarı 297.6 kg olarak 1996 yılı Mart ayında kaydedilmiştir.
Son on yıllık sıcaklık ortalaması 17.2’ dir.

Menzil Hakkında Bilgiler

Menzil Köyü Adıyaman ilinin Kahta ilçesine bağlıdır. Tüm Türkiye’de tanınan bir köy olmasının sebebi ise Efendimiz’in (asm) soyundan gelen zâtların bu köyde yaşıyor olması ve bu zâtların Şahı Nakşibend Hazretleri tarafından kurulan Nakşibendi Tarikatı‘nın silsilesini devam ettiren misyonu üstlenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.

Menzil Köyü

Köyün her gün yüzlerce insan tarafından ziyaret edilme sebebi de yine bu misyona dayanmaktadır. Menzil Köyü, Adıyaman il merkezine 75 km. uzaklıkta yer almaktadır. Köyün genel olarak temel geçim kaynağı  tarım ve hayvancılığa dayanır.

Köyde çay evi, pastane, lokanta ve fırın da bulunmaktadır.

Adıyaman Kahta Menzil (Durak) Köyü, hafif karasal iklimin etkisi altındadır. Kışlar serin, yazlar ise sıcak geçmektedir.

Adıyaman 02 hakkında bilgi


Nakşibendi Tarikatı – Menzil Cemaati

Adıyaman’ın Menzil Köyü’nde bulunması hasebiyle adı Menzil Cemaati olarak benimsenen oluşumun tarihi esasen, Sevr mağarasında Efendimizin (asm) Hz. Ebubekir Sıddık’a; (r.a.)  dilini damağına daya, gönlünü gönlüme daya ve “Allah de!” İhtarıyla başlayıp asrı saadet medeniyetini bütün güzellikleriyle berraklığından, saffetinden ve arı duruluğundan zerrece bir pâye kaybetmeksizin yansıtan, elden ele gönülden gönüle zaman ve mekânın ötesinde bir seyir ile gelen, Şahı Nakşibend Hazretleriyle birlikte özünden birşey kaybetmeden ve çatısı bozulmadan, modern tabirle kurumsallığını kazanmış olan, sonraki nesillere devretmek suretiyle günümüze gelen ve gidecek olan tasavvuf ekolünün, yine kendi ifadeleriyle emanetçisi oldukları manevi bir terbiye ocağı olmasına dayanmaktadır.

Dini güzel yaşama sanatı olarak tarif edilen tasavvuf ekolü geleneksel dilde “tarikat” diye tabir edilen kavramı kapsamaktadır. Tarikatler bu yönüyle beraber, Tarih boyunca medeniyetlere yön vermesi, ve batının modern kültlerine öykünmeyen kararlı duruşu vesilesiyle kendi öz benliğini “cemaat” kavramından ana hatlarıyla ayıran ve belirgin çizgisiyle karşımızda durur.

Yine onların tabiriyle “menzil cemaati” bünyesinde eğitim gören talebeler, temelde sünneti seniyyeye tam bağlı ve ”halka hizmet hakka hizmettir.” düsturunca eğitim görmektedirler.
Türkiyenin dört bir yanına açmış oldukları medreselerde ilim öğrenen talebelerden, eğitim hayatları boyunca asla para talep edilmeyip, bütün masrafları cemaate mensup hayırseverler tarafından karşılanmaktadır.

Din eğitimi yanı sıra, dünyanın dört bir yanında yaşayan ümmeti muhammedin mazlumlarına da yardım ettikleri bilinmektedir.

Türkiye’nin  tarikat anlamında en etkin yapılarından biri olan Menzil cemaati, gücünü tamamiyle asrı saadetten doğan kültüründen ve tarihinin berraklığından alır.

Gizli zikir, edep, nefs-î terbiye adetlerinin ve “dünyayı kalbinde değil cebinde taşı” felsefesi gibi faktörler, tasavvuf yolunu, Dünya’daki en yumuşak yapılardan biri haline getirmiştir.

Cemaat Nakşibendi yolunun kurucusu Şahı Nakşibend Hazretlerinin vefatından sonra silsile yoluyla, Semerkand, Buhara, Horasan, Bağdat, Kerkük, Şam ve Anadolu’ya kadar uzanmıştır.

1973 yılında, “Cenabı hakkın hatırını hiç kimsenin hatırına değişmeyeceksiniz! Niyetlerinizi Allah için yapın ve Allahın rızası yoksa bizim rızamız yoktur.” gibi öğütleriyle gönüllerde iz bırakan, Gavsı Kasrevi olarak bilinen Şeyh Seyyid Abdulhakim Elhüseyni’nin vefatıyla beraber sırasıyla Şeyh Seyyid Muhammed Raşit Elhüseyni, Ondan da Abdulbaki Elhüseyni’ye geçmiştir.

Adıyaman merkezli olarak faaliyetlerini sürdüren topluluk bugün, Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet göstermektedir.


Tasavvufun Aslı

Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem],  irfân meclisinde bütün bu ilimleri ashâbına öğretiyordu. Fahr-i Kainat’tan bütün bu ilimleri  tedris eden ve aşina olan sahabe-i kirâm [radıyâllahu anhum], her biri kendi mizaç ve meşrebince ilgi sahasını bir alana yönlendiriyor ve o alanda derinlik kesbediyordu. Tefsir ilminde Abbas b. Abdülmuttalib, hadis ilminde Ebû Hureyre, fıkıh ilminde Abdullah b. Mes’ûd, Abdullah b. Ömer, zühd ve (bilinmeyen bir yِnü) matematik ilminde Ali b. Ebû Tâlib, devlet yönetim hukukunda Ömer b. Hattab, askeri hukuk sahasında Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Hâlid b. Velîd, tıp ilminde Rufeyde el-Eslemiyye, (el-Cevhere haşiyesinde İmam Ebû Ali el-Yûsî’nin naklettiği) kelâm ilminde Enes b. Mâlik, Ebû Musa el-Eş’âri [radıyâllahu anhum], gibi kaynağını aynı yerden alan her bir sahabe daha sonra  mütehassıs oldukları alanlarda verdikleri eğitimle ders halkalarından oluşan hikmet meclislerinin teşekkül etmesine vesile oldular. Tabîin ve tebe-i tabiînin oluşturduğu ilim halkaları ise bu ilim sahalarının birer eğitim mektebi olarak müesseseleşmesine sebep oldu. Tasavvufta bu ilim dallarından biridir.

Hz. Cebrail, Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem]’e; “İmân, islâm ve ihsânın ne olduğunu sordu!” Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem] ise; “imanın, islamın ve ihsânın ne olduğunu  anlattı.” İmam-ı Rabbâni [kuddise sirruhû], Efendimiz [sallallâhu aleyhi vesellem]’in bir hakikatin üç merâtibi olan, imanı anlatırken akâid ilminin, İslam’ı anlatırken fıkıh ilminin, ihsânı anlatırken tasavvuf ilminin muhtevâsını binâ ettiğini söylemektedir.

Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem]’in terbiyesiyle bizzat ilgilendiği Hz. Ali [radiyallâhu anh] ve onun yetiştirdiği ehl-i beyt mektebi, İmam Zeynelâbidin, Câfer-i Sâdık, Abdülkadir Geylâni, Şah-ı Nakşibend, Ahmed-er-Rufâi [kaddesallâhu esrârehümü’l-aliyye] gibi her dönemde tasavvufun zühd, takva, ihlas, kurbiyet, yakin, üns ve rıza hallerinde zirveye ulaşmış zevâtla ümmete cansuyu oldu. Bu irfan mekteplerden biri belki de en önde olanı Nakşibendi yoludur. Nakşibendi yolunun kaynaklara göre Resulullah sallahu aleyhi ve ellem e ulaşan iki silsilesi vardır. Biri ehl-i beyt imamları yoluyla Hz. Ali’ye ulaşan silsile diğeri hacegan piranı yoluyla Hz. Ebubekir’e ulaşan silsile. Hz. Ali ve Hz. Ebubekir [radiyallâhu anhümâ] kanalıyla Resulullah’a [sallallâhu aleyhi vesellem] ulaşan iki Nakşbendî silsilesinin de ortak buluşma noktası İmam Câfer-i Sadık’tır [radiyallâhu anh]. Nakşibendi yolunun asrımızda ki kutbu onun mübarek neslinden Menzil’de irşad vazifesini devam ettirmekte olan Ğavs-ı Sani Hazretleridir. Nakşibendîye yolunun müntesiplerinden Şeyh Muhammed Buhârî (1142/1729) hazretletleri, Nakşibendîye’yi “hiçbir ilâve veya eksiltme olmaksızın ashab-ı kiramın yolu” olarak tanımlamıştır. Şah-ı Nakşibend hazretleri hâcegan yolunu “tarikatımız Kur’an ve sünnet üzere bina edilmiştir. ” şeklinde târif etmiştir.

Sultan Abdülmecid Han(ر.ع)’ın Şeyhi İsmet Ğaribullah(ق.س) şöyle buyurmuştur: “Tarikat hem hakikat bil hakikat, Aziz! Bil cümleden maksat şeriat. Şeriat kenzi Hak miftahı Tarikat, Kemâl ehli bilür ancak şeriat. Şeriat hüccet oldu gel gidelim, Cemali ba kemale seyridelim…”

Sadıklarla beraber olmak kişi için hem dünya hemde ahiret sermayesidir. Seyh Sadi Sirazi ne güzel anlatir:

“Hoş bir kokunun geldigi tarafagittim baktimki bir kil.

Dedimki “ey kil, sen mis’misin ambermisin, senden nasilda guzel kokular geliyor” der

Kil şöyle dedi;”Aslında ben bir kilim. Ne amberim ne de reyhan. Alelâde bir toprağım. Fakat benim ömrüm bir gül ağacının altında geçti. Seher vakitlerinden o gül ağaçlarından düşen şebnemler benim toprağıma karıştı. Ben o gül dallarından düşen şebnemlerle hamur oldum. Benden gelen o koku gül dallarından yapraklarından bana düşen şebnemlerin kokusudur…”