İstanbul İlçeleri İsimlerini Nereden Geliyor

İstanbul İlçeleri İsimlerini Nereden Geliyor Ve Anlamları

İstanbul’da o kadar bilmediğimiz semt isimleri var ki bir çoğumuz bunların ne anlama geldiğini veya adlarını nereden aldığını bilmiyoruz ve ne anlam taşıdığını bilmiyoruz ve merak ettiğimiz yerler oluyor belli bölgelerde sınırları belirleyen yerler ve isimler olmasına rağmen İstanbul’daki bu semtlerin almış oldukları isimler hepsinin bir anlamı veya bir manası vardır ya o bölgede yaptıkları işlerle alakada yada lakaplarıyla alakadar yada bulundukları konumları veya mevkileriyle alakadar semtler isimlerini almıştır.Taşı Toprağı Altın Diye Tabir Ettiğimiz İstanbul semtleri halen isimleriyle anılmaktadır.

Biz, yani İstanbul’un yerlileri, bütün yıl hiç başka şehirlere gitmeyip sadece İstanbullu gezmek üzerine planlar yapsak, bu koca şehri yine de bitiremeyiz. Tarihi ve modern semtleri bir yana, temalarında ve örnek çok sayıda müze ve mimari, birbirinden güzel yeni nesil Kafe ve restoranlar, nostaljik çay bahçeleri, Boğaz manzaralı kıyıları, doğaya kaçış noktaları, hafta sonu kaçamağına uygun yakın yerleri ve renkli sokakları ile gezmesi asla bitmeyecek bir okyanus gibi burası. Bir de modernizeye ayak direyen, mekanları olsa bile tarihi dokuları ile sizi geçmişe, Eski İstanbul’a ışınlayan semtleri var ki hafta sonu listelerine mutlaka dahil edilmeli. Ne de olsa bizim için İstanbul, Avrupa ile Anadolu arasında köprü olduğu kadar, tarihi öğrenmenin de vazgeçilmez rotası

Bazıları kulağımıza çok tuhaf geliyor, ara sıra merak ediyoruz ama kökenini pek bilemediğimiz İstanbul’un semtlerinin isimleri nereden geliyor? 

Galata

Gala, Rumca Süt anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. İkinci bir rivayete göre ise İtalyanca denize inen yol anlamına gelen Galata kelimesinden türetildi.

Bebek

İsmini, Fatih’in bu bölgenin muhafazasına memur ettiği bölükbaşının ‘Bebek’ lakabından almıştı. Bebek Çelebi ya da Bebek Çavuş’un bu semtte bir köşkü ve sonradan hasbahçe olan bir bahçesi vardı.

Aşiyan

Farsça’da kuş yuvası anlamına gelen Aşiyan, günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan evinden alıyor.

Üsküdar

Bizans devrinde Skutari denilen asker kışlaları şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isin zamanla Üsküdar’a dönüştü.

Beşiktaş

Bu semt ‘Kone Petro’ adıyla anılıyordu. Anlamı ‘Taş Beşik’ idi. Rahip Yaşka, Hz İsa’nın beşiğini Kudüs’ten getirip, burada yaptırdığı kiliseye koymuştur. Hz. İsa çocukluğunda bu beşik içinde yıkanmış, bu sebeple bu kilise Rumlar arasında ‘Taş Beşik’ olarak ün yapmıştır. Rahip ölünce beşiğin Ayasofya’ya bırakıldığı söylenir. Bu söylenti bir delile dayanmadığı için efsane niteliği taşımaktadır.

Bomonti

Semt adını, 1902 yılında Bomonti Kardeşlerin burada kurdukları Bomonti Bira Fabrikası’ndan almıştır. Bu bina daha sonra İstanbul Tekel Bira Fabrikası olarak anılmıştır.

Taksim

Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, taksim olarak anılmaya başlandı.

Pendik

Bizans döneminde kullanılan pantecion (pantiki) ismi “her tarafı surlarla çevrili” anlamına gelir. Çoğu kaynaklar pendik kelimesinin duvar anlamına geldiğini ve istanbul’a egemen olan devlet ya da hükümetlerin doğudan gelecek saldırıları önlemek için burayı bir savunma hattı olarak kullandıklarını kaydederler.

Bakırköy

Bizanslıların ‘Makri hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925’te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Beykoz

Antik çağdaki adı Amykos’dur. Beykos ismi ilk defa Bizanslılar tarafından kullanılmıştır. Bithnia Kralı ve Kocaeli valileri bu semtte ikamet etmişlerdir. Kos farsçada köy anlamındadır. Semtte oturan ünlü kişilerden dolayı yöreye Beykos denildiği ismin zamanla Beykoz’a dönüştüğü sanılmaktadır…

Florya

Reşat Ekrem Koçu’ya göre İskender efendi namlı bir kişi burada yaptırdığı bahçeye doğduğu kasabanın ismini vermiş (Forina Arnavutluk’ta küçük bir kasabadır) isim zamanla Florya’ya dönüşmüş ve semtin ismi olarak benimsenmiştir…

Kadıköy

Semtin tarihi Bakır çağına kadar uzanmaktadır. Semti Megara’lı göçmenler Khalkedon adıyla kurmuştur (İÖ 8yy) . Orhan Gazi Khalkedon un bir kısmını Osmanlı topraklarına kattı. Fatih Sultan Mehmet in kenti fethinde sonra bu yörenin bakımsız bir köy görünümünün düzelmesi için İstanbul Kadısı Hızır Bey’in buraya yerleşmesini istemiştir. Semt önceleri Kadıköy’ü sonraları Kadıköy
olarak anılmıştır.

Şişli

Şiş yapımıyla uğraşan ve şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘şişçilerin konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘şişlilerin konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

Un kapanı

Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

Levent

Osmanlı Padişahı III Selim döneminde, Nizam-ı Cedid askerleri için kurulan Levend kışlası semte adını vermiştir.

Ok meydanı

 İstanbul’un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet in otağ kurduğu yerdir. 1490 yılında Fatih’in burada on dokuz sınır taşıyla sınırları belirlenen çok geniş bir alana Tekke-i Tirendezan (Okçular tekkesi ) yaptırmasıyla semt Okmeydanı olarak anılmaya başlanmıştır.