 |
|
 |
 |
|
 |
| View previous topic :: View next topic |
| Author |
Message |
alfate Acemi
Joined: Jun 10, 2008 Posts: 97 Location: Ankara-Adiyaman-Mersin
Status: Offline
|
Posted: Sun Dec 27, 2009 1:49 pm Post subject: Yılbaşı Kutlamaları Ve Biz ! |
|
|
Aslen daha önce de Avrupa milletleri arasında var olan kış gündönümü kutlamaları, üzerine dinî kisve giydirilerek, Hazreti İsa ile bir ruhanî görünüme, "Aziz" Nikola vesilesiyle de ayrı bir esrarengiz yapıya büründürülmüş ve bugün tamamen bir ticaret ve eğlence unsuru haline getirilmiştir. Nitekim, cola reklamı olarak kullanılmasından sonra bugünkü halini kazanması, işin büyük bir sektör haline geldiğini göstermektedir.
Kısa bir tarihçe
Milat, kelime olarak "doğum zamanı" demektir. "Milattan önce", "milattan sonra" gibi ifadelerdeki milattan maksat Hazreti İsa'nın doğumudur. Ancak, bu tarihin Hazreti İsa'nın doğumuyla alakası tarihen sabit değildir. Böyle olduğu halde Avrupalılar tarafından Hazreti İsa'dan çok sonra ortaya çıkarılmış ve O'nun adına kutlanmaya başlamıştır. Kutlama zamanlarındaki ihtilaf da bunu göstermektedir. Zira Katolikler yılbaşını 25 Aralık'ta karşılarken, Ortodokslar 6 Ocak'ta kutlarlar.
Yılbaşı ile beraber ifade edilip kutlanan Noel, esasen Antalya'da veya Afrika'da yaşamış bir "aziz" ile çocuklara hediyeler dağıtan bir "kelt tanrısı"nın kimliğinden harmanlanmış efsanevî bir kimliktir. Asıl adı, "Aziz" Nikola'dır. Milletlere göre ismi değişiklik arz etmektedir. Hıristiyanlar tarafından efsaneleştirilmiş olan bu azizin ismi, 17. asırda ilk defa Almanya'daki kutlamalarda anılmış ve kutsal bir zat olarak Hıristiyanlık âleminde yayılmıştır. "Aziz Noel", Hıristiyanlarca, dinini yaşayan, samimi, ruhanî bir kimliğe sahipken, 1931 yılında Coca Cola'nın bir reklam figürü olarak kullanmasından sonra bu kimlik tamamen değişerek ekonomik ve kültürel bir boyut kazanmış ve bugün olduğu gibi kışın kızakla kayarak çocuklara hediyeler dağıtan, evlere konuk olan adeta sihirli bir şahıs haline gelmiştir. Hâl-i hazırda Kuzey Kutbunda oturan, yıl boyunca orada cinleri ve perileriyle hediyeler hazırlayan ve sadece yılbaşı gecesi şehre gelerek hediyeler dağıtan bir kişi olarak kabul edilmektedir.
Hazreti İsa'nın 1 Ocak'ta doğumu, "Aziz" Nikola'nın 6 Ocak'ta ölümü (bu iki olay da kesin tespit edilebilmiş değildir) ve kış gün dönümünün birleştirilmiş hali gibi duran bu tarih, bugün dinî unsurlarla beraber bütün Hıristiyanlarca bir kutlama ve anma vesilesi olmaktadır.
Bu anlatılanlardan şu neticeye ulaşabiliriz: Aslen daha önce de Avrupa milletleri arasında var olan kış gündönümü kutlamaları, üzerine dinî kisve giydirilerek, Hazreti İsa ile bir ruhanî görünüme, "Aziz" Nikola vesilesiyle de ayrı bir esrarengiz yapıya büründürülmüş ve bugün tamamen bir ticaret ve eğlence unsuru haline getirilmiştir. Nitekim, cola reklamı olarak kullanılmasından sonra bugünkü halini kazanması, işin büyük bir sektör haline geldiğini göstermektedir.
İşin bize bakan yönü
Bize gelince, Noel tehlikesi milletimizi saran bir beladır.
Şimdiden heryerde standlar kuruldu, hediyeler, promosyonlar indirimler düzenlendi.
Bütün bunlar İslam'da hiçbir yeri olmayan noel kutlaması için yapılıyor.
İslamda böyle bir gün, böyle bir gece ve böyle bir kutlama yoktur.
Vatanımızı bölmek ve milletimiz parçalamak isteyenlerin, Türkiye'nin içinde
bulunduğu bu kötü durumu perçinlemek isteyenlerin emelleridir bütün bunlar.
Bizim içimize kendi kültürleriyle girdiler. Kendi âdet, gelenek ve göreneklerini
içimize sokarak bize kendi günümüzü ve gecemizi unutturdular ve herşey bunlara
göre düzenlendi!!!
Onalar bizim Kadir gecenizi mi kutluyor!
Onalar bizim Bayramımıza mı katılıyor!
Onalar bizim hangi örfümüze katılıyor!
Bizler bütün peygamberlere ve gelen tüm kitaplara inanırken,
Onlar bizim biricik Peygambermiz Kainatın Efendisi Hz.Muhammed Mustafa(s.a.v)'i kabul etmiyorlar ve onlar dahada ileri gidip haşa Kur'an'a sövüyorlar.
Biz nasıl oluyor da bizim peygamberimize ve mübarek kitabımıza bu kadar dil uzatan,
küfreden kişileri dinleyebiliyor ve izleyebiliyoruz?
Hatta onları sevebiliyoruz. Bunu nasıl yapabiliyoruz?
Şimdi soralım kendimizi '' Acaba biz ne kadar MÜSLÜMANIZ ???''
Hıristiyanlar tarafından kutlanan ve sağlam temellere dayanmayan böyle bir meselede ve ayrıca Mecusi kültürüne ait olup baharın gelişinde kutlanan Nevruz, güz mevsiminde icra edilen Mihrican gibi bayramlarda, Müslümanca tavrımızı ortaya koymamız ve işin önce dine bakan yönünü düşünmemiz gerekir. Bir defa böyle bir hadiseye iştirak etmemiz dinen caiz değildir. Fıkıh kitaplarımızda ve bugünkü alimlerimizin değerlendirmelerinde; Hıristiyanların yılbaşı gibi kutlamalarına iştirak etmemizin ve bugünler için hediyeleşmemizin en yumuşak ifadesiyle hükmü "büyük günah"tır.
Kaldı ki, meselenin hükmünü, küfür ve şirke kadar sansürüren İman Rabbani gibi kalp ve ruh ufkunun büyüklerinden muteber alimlerimiz de vardır. Dayandıkları deliller ise bazı ayet ve hadislerdir:
Ayetlerden bir örnek:
Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin.
Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler.
Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır.
Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız,
âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz. (Ali-İmran 118)
"Günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin." (Maide Suresi, 5/2)
Yılbaşı kutlamalarının çeşitli günah ve saldırılara açık olduğu herkesçe malumdur. Sarhoş oluncaya kadar içip kavgaya sebebiyet verenlerin durumu, buna şahittir. Bir başka ayet:
"Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur." (Hud Suresi, 11/113)
İşlenen günahlara iştirak etmek, zulme meyletmek kavramı içerisinde değerlendirilebilir. Hadislerden örnek olarak şu veciz beyanları verebiliriz:
"Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır." (Ebu Davud, Libas, 4; Müsned, 2/50)
"Bizden başkasına benzeyen bizden değildir." (Tirmizî, İstizan, 7)
Burada Peygamber Efendimiz'in, saçını tararken, Yahudilere benzememek için onların saç şekline göre değiştirdiğini de hatırlayıp geçelim.
İşin bir de ekonomik boyutu vardır. Bu kutlamalar yaklaşırken büyük bir alışveriş furyası başlar. İnsanlar çoğu zaman, daha sonra kullanamayacağımız, bir gecelik veya bir günlük eşya ve hediye alışverişinde bulunurlar. Kullanılabilir olsa bile bunlar, genellikle zaruri ihtiyacın dışındadır ve belki de etrafın zorlamasıyla alınır. Bu arada fuzuli harcamalardan sürekli kazananlar, bizim dünyamıza ait olmayan batı menşe'li firmalar ve şirketler olur. Kendi sınırlı imkânlarımızla geçinmeye çalıştığımız halde, yaptığımız harcamalarla bazılarına büyük boyutlarda kazanç ve ferah feza bir hayat sağlarız. Bunu da düşünmek icap eder. Ayrıca bu harcamalar, bizi başkalarına özenmeye sürükler ve işi, lüks hayata alışmış olan ve israfın içinde zevk sürenlerle boy ölçüşmeye kadar vardırır.
Netice olarak diyebiliriz ki, yılbaşına küçük bir söz ve muamele ile dahi iştirak etmek, en hafif ifadesiyle caiz değildir, günahtır. İnsanı ciddî vebal altına sokar. Ama yüce mevlam herkese günah işleme hakkı tanıdığı gibi tövbe kapısnıda hep açık bırakmıştır. Bu sebeple burda konu cok fazla olmamakla birlikte özetle anlatılmıştır. İsteyen istediği gibi yapar kimse kimseye karışamaz ve karışmamalıdır. Herkes kendi hesabını verecektir.
Yinede yeni yılı kutlayacak arkadaşların yeni yılı kutlu olsun şimiden.
Selam ve dua ile sağlıcakla kalın. |
|
|
| Back to top |
|
 |
|
|
You cannot post new topics in this forum You cannot reply to topics in this forum You cannot edit your posts in this forum You cannot delete your posts in this forum You cannot vote in polls in this forum
|
|